Türk Eğitim Tarihinde Farabi

Yazı Tarihi : 20 Ocak 2011 Kategori : Eğitim, Tarih

Felsefe ve diğer bilimlerde gösterdiği başarı ve görüşlerinin derinliği nedeniyle Aristo’dan sonra kendisine Muallim-i Sani denilen ünlü bilgin Farabi’nin Türk Eğitim Tarihi açısından da ayrı bir önemi vardır.

Yazıya başlamadan önce www.guldeste.net, hayhay.net ve tarihonline.com sitelerinde Farabi ile ilgili daha detaylı bilgiler bulabileceğinizi belirtmek isterim.

Felsefe ve diğer bilimlerde gösterdiği başarı ve görüşlerinin derinliği nedeniyle Aristo’dan sonra kendisine Muallim-i Sani denilen Farabi, Türk eğitim tarihinde ilk kez doğrudan eğitime ilişkin görüşler ileri sürdüğü bilinen düşünür olarak da tanınmaktadır. O, öğretimde yöntem konusunda, kolaydan zora gidilmesini istemiş, böylece eğitim tarihi ile alakalı olarak çok değerli bir görüş ortaya atmıştır. Farabi’ye göre en kolay incelenebilecek konular sayılar ve hacimlerdir. Yani; öğretimde ilk önce Aritmetik, sonra Geometri, daha sonra ise diğer konular incelenmelidir.

Bütün bunlarla birlikte o zaman dahi eğitim ile öğretimin arasında bir ayırım yapan Farabi, bu konuda şunları söylemektedir. “Öğretim, milletler ve şehirlerde nazari (kuramsal ) erdemleri var etme demektir. Eğitim ise, milletlerde ahlaki erdemleri ve iş sanatlarını var etme yöntemidir. Öğretim yalnız konuşmayla başlar. Eğitim, milletlerin ve şehirlilerin kendilerinde bu işleri yapma azmini tahrik etmek suretiyle, ameli (uygulamalı) durumlardan doğan işleri yapmakta alışkanlık yoluyla başlar; onlardan doğan huylar (melekeler) ve işler onları ruhlarına hakim olmalıdır ve onlara aşıkmış gibi yapılmalıdır. Azim, sözle veya işle ortaya konabilir.” Farabi’nin yaptığı bu ayrım esasta öğretimin kuramsal, eğitimin de davranış değiştirmeye ağırlık veren bir uğraşı anlayışına uygundur.

Bütün bunlara ek olarak Farabi’nin öğretmen ve öğrenci ilişkileri ile bunlara hitap eden görüşleri de son derece ilginç ve önemlidir. O, bütün insanların eğitilebileceğini belirterek “Yaratılış yönünden eksik olanlar, bir işte eğitildikleri zaman, üstün yaratılışlı olup da, o konu da eğitilmeyenlerden daha üstün olurlar” demektedir.Bununla birlikte üstün kabiliyette olanların kabiliyetlerine uygun olarak eğitilmelerini, bu yapılmadığı taktirde ise onların yeteneklerinin kaybolacağını belirtir. Yine kendisi öğretmenlik hakkında “Her insanın başkalarına ol gösterme gücü olmadığı gibi, başkalarını bu şeyleri yapmaya sevketme (liderlik) gücü de yoktur.” diyerek herkesin öğretmen olamayacağını belirtir.

Farabi yine eğitimle ilgili olarak üç tür eğiticiden bahsetmektedir. Bunlardan birincisi olan Aile reisi, aile içindekilerin, öğretmen, çocuk ve gençlerin, devlet başkanı da milletin eğitimcisidir. Bunlardan ilk ikisi, eğittiği kişilerden bazılarının huyunu yumuşaklıkla ve inandırma ile bazılarının huyunu da zorla şekillendirir. Hükümdarın davranışı da tıpkı böyle olmalıdır. Yalnız onun işi daha zordur. Çünkü;milletin eğitilmesi için beceriye ihtiyaç vardır.

Farabi’nin eğitim tarihine yapmış olduğu en önemli katkılardan birisi de yapmış olduğu İlimler Tasnifi’dir. Bu tasnif, Farabi’nin ilim ve metot anlayışının yanı sıra onun dünya görüşünü de yansıtması bakımından önemlidir. Kendi dönemindeki ilimlerin tasnifini eserlerinde belirten Farabi, her ilmin tanımını, teorik ve pratik açıdan değerini belirterek eğitim ve öğretim açısından önemlerine işaret etmiştir. Önce ilimleri beş ana başlık altında bölümlere ayırmış olan Farabi, sonra da her ilmin kapsamındaki diğer ilimleri sıralamıştır. Farabi’nin İlimler Tasnifi şu şekildedir:

a- Dil: Sarf, nahiv.

b- Mantık: Sekiz kitaptan müteşekkildir.

c- Matematik: Aritmetik, geometri, optik, astronomi, müzik, mekanik.

d- Fizik ve Metafizik: Aristo’nun tabiat ilimleri alanındaki sekiz kitabıdır.

e- Medeni İlimler: Ahlak, siyaset, fıkıh, kelam.

Farabi’nin özellikle kendisine örnek aldığı Aristo’ya ve el-Kindi’ye göre daha kapsamlı bir tasnif yaptığı görülmektedir. Nitekim Aristo ilimleri teorik, pratik ve poetik olmak üzere bir nevi üçlü tasnif yaparken, el- Kindi ise ilimleri beşeri ilimler ve dini ilimler olarak ikiye ayırmıştır.

Farabi eğitim ve bilim yaptığı değerlendirmelerden sonra ise öğrencilere bir takım tavsiyelerde bulunmuş ve şöyle söylemiştir: “Öğrenci gerçeğe ulaşabilmek için her şeyden önce haz ve şehvet duygusunu yenerek ahlakını düzeltmeli, sağlam bir iradeye sahip olabilmek için zihni melekelerini geliştirip güçlendirmeli, hırs derecesinde bir istekle sürekli çalışmalı, başlıca meşguliyetleri ilim olmalıdır.” demektedir.

Tarihçi Talha GÖNÜLALAN’a ait bir çalışmadır.

Yorum Yaz