Moğolistan Tarihi

Yazı Tarihi : 17 Ocak 2011 Kategori : Tarih

Bugün Moğolistan olarak zikredilen bölge tarih sahnesinde ilk defa Türklerle ön plana çıkmış ve Türkler Hun İmparatorluğu’nu kurmuşlardır.

Çin ile daima mücadele halinde bulunan Hunlardan sonra da Kök-Türk  (Göktürk) İmparatorluğu’nun merkezi de burası olmuştur. Türkler IX.yüzyıldan itibaren yavaş yavaş batıya doğru kaymaya başlamışlardır.T ürklerin en eski dil ve kültür abidesi olarak bilinen Orhun ve Yenisey yazıtları bu bölgede meydana gelmiş ve bu bölge artık Moğolistan olarak tanınmakta ve Türklerle ilgisi, ancak tarihi bir değer taşımaktadır.

Tarih sahnesinde Moğol adı ilk defa Çin İmparator ailesi “Tang hanedanı zamanında hazırlanmış bir kabileler listesinde geçer.” Moğollar, Çin sınırına sürekli olarak akınlar yapıyor, tarım ürünlerini ve yerleşik ekonominin öbür üretim maddelerini yağmalıyorlardı. 1146 yılında Çinliler, baş edemedikleri Moğollarla bir antlaşma yaptı. Daha sonra Cengiz Han adını alacak olan Temuçin’in babası Yesugey zamanında, Moğolların gücü daha da arttı. Yesugey Tatarlar tarafından zehirlenip öldürülünce yerine geçen Temuçin ( Cengiz Han) , bozkır halklarını birleştirmek isteyen babasının amacını gerçekleştirdi. Daha çok güçlü devletlerin idaresinde yaşayan Moğolların ilk imparatorluklarının “kurucusu ve ilk hükümdarı” Cengiz Han’dır(1206-1227).

Cengiz Han, Çin’e karşı başarılı seferler düzenlemiş Kuzey Çin İmparatorluğu’nu yıkmış ve Orta Asya’daki devletleri ele geçirerek sınırlarını İndus’a, İran körfezine ve Güney Kafkaslara kadar genişletti. Cengiz Han ölümünden önce Moğol geleneklerine göre ülkeyi oğulları Cuci ( Yenisey Irmağı ile Aral gölünün batısı), Çağatay (Kaşgar toprakları ve Maveraünnehir’in büyük bölümü), Toluy ( Moğolistan’ın doğu kesimi) arasında paylaştırdı. 1229’da toplanan Moğol kurultayında Ögedey büyük han seçildi. Bu tarihten sonra geniş Moğol İmparatorluğu, büyük hanlığa bağlı olmakla birlikte büyük ölçüde bağımsız davranan bir dizi hanlığa dönüştü. Cuci’nin oğlu Batu Han tarafından Altın Ordu Devleti aşağı Volga merkez olmak üzere kuruldu. Hanlığa bağlı topraklarda Türklerin yoğun olmasından dolayı Moğolca’nın yerini Türkçe alırken, Müslümanlık egemen din oldu. Güçlenen Moskova Prensliği karşısında gerileyen Altın Ordu, Timur akınları sonunda dağılmaya yüz tuttu. Altın Ordu gibi Çağatay Hanlığı da bozkır geleneklerini devam ettirmiş ve sık sık büyük hanlık ile çatışmaya girmiştir. Hülagu tarafından kurulan İlhanlılar ise daha çok büyük hanlığa bağlılığa devam etmişlerdir.

1264-1294 yılları arasında Moğolların başına geçen Kubilay zamanında da İran ve Rusya’ya kadar uzanılıp Çin’i istila etmişlerse de Moğolistan, Moğolların ana yurdu olarak kalmıştır. Moğolistan’da bir çok Katolik, Nasturi, Mani’ci, Buddha’cı ve Müslüman topluluğu yaşıyordu. Kubilay Han’ın zamanında Tibet Buddhacılığı yaygınlaştı.

1368 yılında Çin’de Moğol hakimiyeti sona ermiş, Çin’deki son Moğol İmparatoru Toğan Timur, Çinlilerin giriştiği milliyetçi hareket neticesinde kaçmış ve Moğolistan yeniden merkez olmuştu. Çin’deki Ming hanedanı Moğolların gücünü toplamaması için sık sık saldırılarda bulunup Moğolları yıpratıyorlardı.

1644’lü yıllarda ise Mançular Qing hanedanı adı altında Çin’i yönetmeye başladılar. Moğol birlikleri Çin’in fethinde önemli rol oynadılar. Bu savaşlarda asker gücü olarak kullanılan Moğolistan’ın güney kesimi, geliştirilen yönetim biçimiyle zamanla Çin’le bütünleşti ve İç Moğolistan olarak anılmaya başladı. Bu toprakların dışında kalan Dış Moğolistan’ın imparatorluğa katılması ise 100 yılı aşkın bir zaman aldı. Mançu egemenliğine karşı en güçlü direnişi Oryatlar göstermiş, nitekim Halhalarla süren çatışma nedeniyle bütün Moğolları birleştirememişlerdir. Çungarların beyi Galdan gibi, savaşçıların ( aya Pandita adlı din adamlarının giriştikleri faaliyetler Moğolları ayakta tutmaya yetmedi. Mançular yer yer Moğollara karşı kitle kıyımına varan bir dizi askeri harekatla, Moğolistan’ın fethini ancak 1759’da tamamlayabildiler.

Moğol askeri gücünün önemini yitirmesinden sonra, Mançu İmparatorları daha çok Budacı din adamlarına dayanma yoluna gittiler. Ticaret Çinlilerin eline geçerken, Moğolistan’ın yaşam düzeyi hızla geriledi, sınır bölgelerine Çinlilerin yerleşmesiyle otlak alanları daraldı.

1900’lü yıllara kadar Çin hakimiyeti altında yaşamış olan Moğollar, 1904-1905 Rus-Japon savaşında görüldüler. Nitekim bu savaşta Moğol paralı askerleri kullanıldı. Savaştan sonra imzalanan gizli bir antlaşmayla Ruslar, Moğol topraklarının büyük bir bölümünü Japon nüfuz alanının bir parçası olarak tanıdılar. Çin’deki 1911 devriminin ardından Cebtsundamba Hutuhtu’nun önderliğinde birleşerek Moğollar, Rus Çarlığının desteğine güvenerek bağımsızlıklarını ilan ettiler. Ama Japonya ve İngiltere ile ilişkilerini bozmak istemeyen Rusya, ağırlığını özerklikten yana kullanarak bu statünün kabul edilmesini sağladılar. 1917 devrimine kadar süren bu durum Rusya’daki gelişmeler üzerine Moğolistan’a giren bir Çin ordusu yöneticileri burayı zorla Çin Cumhuriyeti’ne katılmaya zorladı. Bolşeviklerden kaçan Ungern-Sternberg (Deli Boran) Moğolistan’a girip Beyaz kuvvetlerin başında Çin işgaline son verdiler ve Moğollar’a karşı da acımasız baskılara giriştiler.

Bu karışık durumda eski bir asker olan Damding Sühbaatar ve aydın olan Khorloghiyin Çoybalsan’ın önderliğinde güçlü bir Moğolistan bağımsızlık hareketi başlattılar. Kızıl ordudan yardım alan devrimciler, işgalci birlikleri yenilgiye uğratarak Temmuz 1921’de başkent Urga’yı (bugün Ulan Batur) aldı. 26 Kasım 1924’te Halk Cumhuriyeti ilan edildi. İç Moğolistan’a saldırılar düzenleyen Japonlar, 1939’da kuzey doğu Moğolistan’ı işgal etmeye çalıştılarsa da Sovyet birliklerinden destek alan Moğol birlikleri Japonları ağır bir yenilgiye uğrattılar. İkinci Dünya Savaşı sonlarında İç Moğolistan’da Ruslar ve Moğollar askeri harekata geçtilerse de İç Moğolistan’da yönetim Çinli komünistlerin eline geçti. Yalta Konferansı 195 kararları doğrultusunda yapılan plebisitte halkın çoğunluğu bağımsızlık yönünde oy kullandı. Ama Çin’le süren sınır anlaşmazlığı ve A.B.D.’nin muhalefeti nedeniyle ancak 1961’de Birleşmiş Milletlere girdi.

S.S.C.B. ile sıkı bağlar kuran Moğolistan ve Çin Halk Cumhuriyeti arasında sınırların belirlenmesinden sonra da süren gerginlik 1980’lerde önemli ölçüde ortadan kalktı. 1989’da Moğolistan Devrimci Halk Partisi Merkez Komitesi hantal işleyişi ve bürokratik engelleri ortadan kaldırmak için bir reform programı yürürlüğe koydu. Aynı yıl Sovyet birlikleri geri çekilmeye başladı. 1990’da çok partili sisteme geçiş için gerekli anayasa değişikliği yapıldı. Aynı yıl düzenlenen ilk çok partili seçimlerde Moğolistan Devrimci Halk Partisi kazanırken muhalefet partileri de parlamentoya girdi.

1991’de piyasa ekonomisine geçiş yolunda ilk adımlar atılırken, ülke önemli ekonomik sorunlarla karşı karşıya kaldı. 1992’de yürürlüğe giren yeni anayasayla ülkenin adındaki halk cumhuriyeti sözcüğü kaldırıldı.

Daha detaylı tarih bilgileri için www.tarihonline.com sitesine bakabilirsiniz.

Yorum Yaz