LALE DEVRİ

Yazı Tarihi : 13 Nisan 2010 Kategori : Tarih

Tarihçi Talha Gönülalan tarafından yapılan Lale Devri’ni tanımlayan kısa bir çalışmaya sitemizde de yer veriyoruz.

Osmanlı Devleti tarihinde, Sultan III. Ahmet’in son 12 yıllık saltanatını, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın da sadrazamlık (1718-1730) yıllarını kapsayan  Lale Devri Osmanlı tarihinde eşi benzeri olmayan kısa bir yenilik dönemi olarak dikkat çekmektedir.

Şimdi genel özellikleriyle LALE DEVRİ hakkında Araştırmacı – Tarihçi Talha Gönülalan’ın çalışmasına yer veriyoruz ;

LALE DEVRİ

Osmanlı Devleti’nde Batılılaşma sürecinin ilk adımlarının atıldığı Lale Devri, devletin ve halkın dışa açılmasının ve tüketime yönelmesinin yoğun olarak yaşandığı bir dönemdir.

Karlofça Antlaşması, Edirne Olayı, Prut Savaşı ve son olarak 1718 yılındaki Pasarofça Antlaşması Osmanlılar için dengelerin daha da bozulmasına sebep olmuş ve devlet büyük bir yara almıştır.

Bu dönemde dönemin padişahı olan III. Ahmet’in Pasarofça Antlaşması’ndan sonra sadrazamlığa getirdiği Damat İbrahim Paşa ile Osmanlı Devleti tarihinde yeni bir dönem başlattıkları  görülmektedir. Dönemin simgesi olan “lale” çiçeğinden dolayı “Lale Devri” adı verilen bu dönem 1718-1730 yılları arasında yaşanmış, 12 yıllık bir zaman diliminin ardından Patrona Halil İsyanı ile son bulmuştur.

Bu devirde devrin başlıca özelliğini oluşturan ve yılın bütün mevsimlerine yayılan eğlenceler devamlı tertip edilir hale gelmiş, savaşlardan ve siyasi gelişmelerden bir nebze uzaklaşılmış, sanat ve bilimde önemli gelişmeler yaşanmış, Batılılaşma sürecinin başlangıcı sayılabilecek bir olay olan geçici elçilikler oluşturulmuş ve ayrıca Osmanlı Devleti’nin sonraki dönemlerine de iz bırakabilecek bir gelişme olan matbaa kurulmuştur.

              Çeşitli imar ve ıslahat faaliyetlerinin yoğun olarak yaşandığı Lale Devri, kapıların Avrupa kültürüne aralandığı bir devir olmasının yanı sıra kağıt ve çini fabrikaları gibi fabrikaların kurulduğu, yerli sanatların gelişmesi için tedbirlerin alındığı, Avrupa’ya öğrencilerin gönderildiği ve tıp alanında da yeni gelişmelerin sağlandığı bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır.

              Bütün bunlarla birlikte “Lale Devri” adı ilk olarak Yahya Kemal Beyatlı  tarafından önerilmiş, dönemi inceleyen yazar Ahmed Refik Altınay’ın incelemelerinin sonucunda oluşturduğu ve bu dönemi konu alan eserinin ismini “Lale Devri” olarak koymasının sonucunda dönemin ismi de konulmuştur. Ayrıca Musahipzade Celal 1914’te yazdığı, III. Ahmet’in yaşamını konu alan operetine yine aynı ismi uygun görmüştür. Bunların sonucunda devrin meşhur çiçeği olan laleden esinlenilerek 1718-1730 tarihleri arasındaki bu devreye “Lale Devri” adı verilmiştir.

Lale Devri hakkında daha detaylı bilgiler için Tarihçi Talha GÖNÜLALAN’ın diğer çalışmalarına ve www.tarihonline.com adresine de bakabilirsiniz. 

Yorum Yaz